Yayınlarımız

İktisat ve Toplum Dergisi 96. Sayı

İktisat ve Toplum

Fiyatı: 18.00 TL
ISBN:
Ebatı: 19x27
Baskı sayısı: 1
Baskı yılı: 2018
Sayfa sayısı: 96

3 Ekim 2018 tarihinde Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde Sübidey Togan, Bilin Neyaptı, Oğuz Esen ve Ömer Faruk Çolak kriz üzerinde tartıştılar ve “Bu krizin nedeni nedir? Çözümü var mıdır?” sorularına cevap aradılar. Sübidey Togan, makroekonomik yapısal reformun, cari işlemlerde sürdürülebilirliği sağlayacak bağımsız bir birimin bünyesinde kurulması ve bu birime gerekli yetkilerin verilmesi ile sağlanabileceğini belirtti; mikro ekonomik yapısal reformlarınsa ölçeğe göre artan getiri, dışsallıklar, asimetrik enformasyon ve kamusal mal üretiminin söz konusu olduğu durumlarda kaynak dağılımının bağımsız düzenleyici kurullara bırakılması ve bu kurulların şeffaflık, ayrım gözetmeme, dürüstlük, hesap verme ve rekabet ilkelerine uyulacak şekilde yetkilendirilmeleri ile sağlanabileceğini söyledi. Bilin Neyaptı, yapısal reformlardaki eksiklikler nede¬niyle Türkiye’nin, krizi dünyada en ağır yaşayan ikinci ülke haline geldiğinden ve bankacı¬lık ile finans krizi sebebiyle çıkmış bu krizin ülkemize reel olarak yansıdığını belirtti. Oğuz Esen, bu durumun, esas olarak dış borç meselesine dayandığını söyledi ve borç rakamlarının izahını grafik ve tablolarla yaptı. Ömer Faruk Çolak, krizin çok derin olacağını belirtti ve 2007 Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olması, 2010 Anayasa oylaması, 2013 Gezi direnişi, 2016 darbe girişimi, 2018 Anayasa oylaması tarihlerinin, kurumsal yapılanmadaki değişimin kilit noktaları olduğunu söyledi.

Yaşanan ekonomik krizi, bürokrat ve köşe yazarı olarak her zaman ekonominin içinde bulunan Dr. Mahfi Eğilmez’e sorduk. Bugünkü krizin 24 Ocak Kararlarından kaynaklanmadığı görüşünde olan Eğilmez, bunun devamında uygulanması gereken reformların yapılmaması sonucunda Türkiye'nin krize sürüklendiğini düşünüyor.

Sinan Sönmez, “Kamu Mülkiyeti ve Kamu Hizmet Alanı”nda, Türkiye’de kamu hizmeti alanındaki tahribat ve kamu ekonomisinin neoliberal eksende radikal biçimde dönüştürülmesinin, sermaye birikim rejimine ve dolayısıyla iktisat politikalarına dayandığını anlatıyor. Tahribat sürecinin, AKP iktidarı öncesinde, 24 Ocak kararlarıyla yürürlüğe konulan istikrar ve yapısal uyarlama programı doğrultusunda ANAP’ın iktidar olduğu Kasım 1983’ten itibaren gündeme getirilmiş olduğunu ve uygulamaya geçirildiğini söylüyor.

Hakan Özyıldız, makalesinde cumhuriyet tarihindeki borçlanmadan bahsediyor. Dış borçlanmanın tarihinin 1854’e kadar uzandığını, alınan borçların 1881’de Osmanlı’yı Düyunu Umumiye’ye kadar getirdiğini söylüyor.

“Planlı Ekonomiye Giriş, Planlı Ekonomiden Çıkış” başlıklı, Ali Nejat Ölçen’in, TED Üniversitesinde Türkiye ekonomisi dersinde öğrencilere verdiği seminerin konuşma metninin bir kısmı, Ayça Tekin Koru’nun sunumuyla aktarılıyor. Ali Nejat Ölçen bu seminerde planlı ekonomiye girişten bahsediyor. “DPT’yi Bir de Ali Nejat Ölçen’den Dinleyin” yazısı ise, Ölçen’in Devlet Yokuşu isimli kitabına ve 1960’lı yıllara küçük bir pencere açıyor.

Osman Aydoğuş “Tarımda Dönüşüm ve Çöküş”te, Türkiye’de küreselleşmeden en olumsuz etkilenen sektör olan tarımın son yıllardaki çöküşünü anlatıyor. Cumhuriyet’in en önemli başarılarından birisi olarak tarımda ve tarıma dayalı sanayilerde ülkenin dışa bağımlılığa son verdiğini vurgulayan Aydoğuş, 1930-80 arasında izlenen politikalar sayesinde tarım sektörünün, hem işlenmiş gıdaları hem de tekstil ve gıda sanayilerinin gereksinim duyduğu tarımsal hammaddeleri üretir hale gelmiş olduğunu da ekliyor.

Bayram Ali Eşiyok, Cumhuriyet ekonomisinin büyüme başarımını iktisadi dönemler bağlamında inceliyor. Uygulanan sanayileşme stratejisinin, dünya büyük ekonomik bunalımının da etkisiyle, uluslararası iş bölümüne rağmen bağımsız sanayileşme özellikleri gösterdiğini belirterek, 1924-39 döneminin ayrıca incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Enflasyonun kontrol edilmesi için parasal tabanın düzgün bir şekilde yönetilmesinin önemini vurgulayan Mahir Fisunoğlu ve Metin Akyüz makalelerinde, dünyadaki finansal krizleri ve rezerv yönetimini anlatıyorlar.

Osman Arolat “Ali Gevgilili’yi Anarken” başlıklı yazısında, gazeteci ve yazar Ali Gevgilili’nin “Yükseliş ve Düşüş” kitabından bahsediyor.

Davranışsal iktisadın, iş dünyası ve genel ekonomiyi anlamada daha kapsamlı bir katkı sağlayacağını belirten Salih Yıldırım ise, davranışsal iktisat perspektifinde bir değerlendirme yapıyor.

Keyifli okumalar dileriz.
İKTİSAT VE TOPLUM DERGİSİ

Abone olmak için tıklayınız.

Kategoriler